İşte Hayatım

İşte Hayatım


Tam 40 yıldır mafyanın, kaçakçının, çetelerin, siyasetçinin,  insan tacirlerinin, organ mayasının, insan sağlığıyla oynayanların peşinde bir isim var: Uğur Dündar.

Bu filmlere konu olabilecek kadar hareketli hızlı ve çoğunlukla da tehlikeli 40 yıl, Uğur Dündar’ın anılarından, Nedim Şener’in kaleminden kitaplaştı.

Tam 40 yıldır mafyanın kaçakçının, Susurlukçunun, siyasetçinin ve  gazetecinin yok etmek istediği hedef hep aynı isim oldu: Uğur Dündar.

Ama bu listeye kanun adamları eklenince, tamam “Tuzun koktuğu yerdeyiz” dedim. Sığınacak yer kalmamıştı... Kamu vicdanından başka.
Et korkarsa tuzlanır, tuz kokarsa ne yapılır?..

Tuz kokmuştur, yani son sığınak olan kanunu elinde tutanlar Uğur Dündar’ı yok etmek isteyenlerin kervanına katılmıştır.

Böyle bir atmosferde başladık bu kitabı oluşturmaya Uğur Dündar’la.
Kim bilir kaç kez girişti hayatını kitaplaştırmaya.

Ama bugüne ve bana kısmet oldu. Benim soruşturmacı gazeteci olmamda iki “Uğur”un payı büyüktür.

Birisi hiç tanışmadığım Uğur Mumcu, diğeri Uğur Dündar. 

Ve ben ikisiyle de tanışmadan bu yola girmiştim zaten.

İki yıl önce “Arena” için teklifte bulunduğunda “Bir gün Uğur Dündar’ın hayatını anlatan kitapta imzan olacak” deselerdi güler geçerdim. Ama oldu. 

Benim yaşım kadar mesleki tecrübesi olan Uğur Dündar’ın habercilik mücadelesi artık elimizde. Uzun süre şu sorunun cevabını bulamıyordum: Televizyonculuk ve gazetecilik yani medyanın güven sıralamasında altlarda gezdiği bir dönemde toplumun güvendiği bir isim taşeron olarak kullanılan meslektaşları aracılığıyla neden yok edilmek istenir?  Ama anladım ki, cevap bu cümlede gizliymiş…

Çünkü toplum ona güveniyor.

40 yıldır yalnızca Türkiye’de güç odaklarını kızdıran haberleri yapmakla kalmayan, medyanın kaygan zemininde ayakta durarak zor bir işi başaran Uğur Dündar, gün geldi ekonomiyle ilgili sektörlerin krize girdiği bir anda parasını cebinden vererek tanıtım filmi çekti. Yalnız sektörü değil milyonlarca insanı işini kaybetmekten kurtardı.

Gün geldi iki siyasetçi Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yapacağı tartışmaya hakem olarak onu çağırdı.
 
Peki bu güven tesadüfen mi oluştu? Hayır.

Bir kere onu ekranları başında izleyen milyonlara hiç ihanet etmedi.

Çıkarları için görüşlerini değiştirmedi. Hep gerçeğin peşinde koştu. 

Mesleğinin daha başında parasız günlerinde kendisine teklif edilen serveti “Hayır, ben habercilik yapacağım” diyerek reddetti. Hele “tetikçilik yapmam” diyerek milyonlarca doları medya patronuna geri verirken, evini satıp kendisiyle ayrılanlara tazminatları cebinden ödemesi, Uğur Dündar ismini medya tarihine ve gazetecilerin kalbine kazıdı.

İşte bu kitap bu mücadeleyi anlatıyor...

"SUSURLUĞA GİDEN YOL KUMARHANEDEN GEÇER!"

"İŞTE HAYATIM" kitabının unutulmaz bölümlerinden birini okumak için TIKLAYIN!

Facebook Twitter Friendfeed