Acıların yazı ve Filenin Sultanları…

27 Ağustos 2021 Sözcü

Ne kötü bir yaz geçti, ardından hiç unutulmayacak acılar bırakarak.

Oysa ne güzel hayallerimiz ve ne büyük beklentilerimiz vardı bu yazdan!..

★★★

Pandemide yitirdiklerimize ağlarken, ormanlardan haykırışlar yükselmeye, insanlar, ağaçlar ve oralarda yaşayan tüm canlılar hep birlikte “Bizi kurtarın” diye çığlık atmaya başladılar.

Adeta patlayan mısır taneleri gibi çoğalan, tam söndürülmek üzereyken sıçrayıp en ulaşılmaz tepeleri, sarp coğrafyaları yakıp kavurmaya devam eden yangınlarla mücadele sürerken, bu kez Karadeniz kıyılarındaki yurttaşlarımız sel felâketine uğradılar.

★★★

Dere yataklarının daraltılıp ranta açılması nedeniyle oluşan seller, önlerine kattıkları tomruklarla köprüleri, setleri ve apartmanları yıkarak, talihsiz kurbanların cansız bedenlerini Karadeniz'e sürüklerken, doğanın gücünü gösteren çok acı ibret dersleri verdiler.

★★★

Doğal felaketlerin yanı sıra; pandemide uç gösteren yeni dalga, kök salan ekonomik kriz ve füze gibi yükselen enflasyon da geride bıraktığımız ayları, aradan yıllar geçse bile hiç unutulmayacak “acıların yazı” olarak hafızalarımıza yerleştirdiler.

★★★

“Acıların yazı”nda sadece onlar; Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda madalya alan çocuklarımızla voleybolcu kızlarımız, müthiş başarılarıyla yüzümüzü güldürdüler.

Toplumun yakıştırdığı deyişle “Filenin Sultanları”, değerli okurum-yazar Türkan Şanverdi Avcı'nın aşağıdaki satırlarını hak ettiler:

★★★

“Ben güzel, neşeli şeyleri konuşmayı, yazmayı severim.

Gururun, sevmenin, sarılmanın, dürüstlüğün, saygının, pes etmemenin, bir olmanın aile olmanın en büyük değer olduğu filmleri…

Son yıllarda o filmler kadar beni mutlu eden tek şey; ‘Filenin Sultanları…'

Yenseler de yenilseler de o pırıl pırıl kadınları izlemek inanılmaz keyif veriyor bana.

Aydınlık, çağdaş, kararlı, inançlı, başarılı, çalışkan Türk kadınını tüm dünyanın görmesi değil sadece böylesine güzel hissettiren.

★★★

Her gün önümüze saçılan kavga, öfke, şiddet, taciz, hakaret, kıyamet, nefret dili içinde sanki Pandora'nın kutusunda saklı kalmış umut gibiler.

Kısa bir süre de olsa, tüm gerginliğimden beni çekip çıkaran Yeşilçam filmi gibiler.

Sımsıcak bir aile hikayesi sunuyorlar.

Başarıyı da hatayı da birlikte sarılarak karşılıyorlar, kavga etmiyorlar, küfretmiyorlar.

Kimse tek başına öne geçmiyor, ‘Benim kim olduğumu biliyor musun?' demiyor.

Vazgeçmiyorlar, son saniyeye kadar beraber mücadele ediyorlar.

Heyecanlandırıyorlar, güldürüyorlar, ağlatıyorlar ama hep umutlandırıyorlar.

Tam bitti derken, ‘Biz bitti demeden, bitmez' inancı veriyorlar.

★★★

Kendilerinden belki çok daha iyi şartlara, imkanlara sahip, kibirli ülkelerin karşısında ‘Bak beyim, sana iki çift lafım var' diyen Yaşar Usta'yı anımsatıyorlar.

‘Bir arada olduktan sonra kim bizi yıkabilir ki?' dedirtiyorlar.

Samimiyeti, zarafeti, güzelliği, çalışkanlığı, emeği, kahkahayı tekrar önümüze koyup çocuklarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın, ülkemizin geleceğine dair ilham veriyorlar, ışık saçıyorlar.

★★★

Ben kendi adıma size çok teşekkür ederim ‘Filenin Sultanları…'

Bu yaşattığınız duygular, tüm kupalardan çok daha değerli çünkü benim için…

İyi varsınız…

Yolunuz hep açık olsun, ayağınıza taş değmesin…”

UĞUR DÜNDAR'IN NOTU: Dünkü yazımda SÖZCÜ'ye açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı danışmanının adı sehven Metin Çamlı olarak yazılmıştır. Oysa açıklamayı yapan Arif Barata'dır. Düzeltir, özür dilerim.


Facebook Twitter Friendfeed