Haliç’i kurtaralım derken Marmara’yı mahvettiler!..

12 Haziran 2021 Sözcü

Masanın çevresinde 4 kişiyiz.

Bedrettin Dalan, Adnan Kahveci, Erol Aksoy ve ben…

Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, Haliç'i temizlemek için başlattığı projeyi ve Altın Boynuz'u kirleten tersaneleri, fabrikaları ve kaçak yapıları yıkarken karşılaştığı güçlükleri anlatıyor.

Hayatımda tanıdığım en dürüst ve değerli politikacılardan biri olan Adnan Kahveci de her olumlu işte olduğu gibi, Haliç operasyonunda da Dalan'a destek veriyor. Beni o günkü toplantıya davet eden de Kahveci… Show TV, Cine-5 ve İktisat Bankası'nın sahibi Erol Aksoy ise iktidardaki ANAP'ın kurucularından.

★★★

Dalan'ın anlattıkları çok etkileyici…

Haliç'in iki yakasında yeşil alanlar oluşturacağını, spor tesisleri yapacağını söylüyor.

Sonra sözü asıl büyük projeye getiriyor.

Önündeki kağıda Haliç'i çepeçevre kuşatan bir boru hattı çiziyor.

“Bunlar kolektörler!” diyor.

“Güneydeki kolektörlerle, Haliç'i pisleten atıkları toplayıp Yenikapı'daki arıtma tesisine getireceğiz. Burada kaba bir ön arıtma yapacağız. Daha sonra da Ege'den gelen hızlı dip akıntısına pompalayıp, Karadeniz'e çıkmasını sağlayacağız. Böylece hem Haliç'e pislik akıtmamış, hem de akıntı yaratmış olacağız. Üniversite akıntının hızını, taşıma kapasitesini ölçtü ve garanti verdi. Bu akıntıyla Haliç, eski temiz günlerine kavuşacak!..”

★★★

Dalan projesinin ayrıntılarını anlatırken, gözümün önüne çocukluk günlerimin Haliç'i geliyor: Yazları Fener İskelesi'ne yanaşan Şehir Hatları vapurlarının güvertesinden atlayışlarımız… Ayvansaray'ın gök mavisi sularında yarıştırdığımız kulaçlar… Lapa lapa yağan kar altında, gerilen misinanın ellerimizi kesmesi pahasına, fener ışığıyla tuttuğumuz lüferler…

★★★

Heyecanla soruyorum:

-Peki Haliç eski günlerine ne kadar sürede dönebilecek Sayın Başkan?

Dalan sağ elinin işaret parmağıyla gözlerini gösteriyor.

“Haliç 2 yıl içinde gözlerimin rengi gibi masmavi olacak!.. Söz veriyorum, bu 4 kişi, en geç 2 yıl sonra Fener'de yüzme yarışı yapacağız!..”

★★★

Gerek Hürriyet Gazetesi'ne yaptığım haberlerimle, gerekse TRT'ye hazırladığım “Olay” Programı'yla Dalan'ın “Haliç Operasyonu”na büyük kamuoyu desteği sağlıyorum.

Güney Haliç Kolektörleri bitiyor, pislikler kabaca arıtılıp dip borularıyla akıntıya pompalanıyor. Ama Haliç umulan hızla temizlenmiyor!..

Aradan 2 yıl geçiyor, görüntü yine değişmiyor.

Bunun üzerine Dalan'ı arayıp soruyorum:

“Sayın Başkan ne oldu? Mayoyu giydik, güneş yağını sürdük bekliyoruz! Gözlerinizin mavisi Haliç'e ne zaman yansıyacak?..”

Dalan gülüyor!

“Merak etmeyin, yakında yüzeceğiz! Dipteki çamur tabakası çok yoğun. Sağladığımız akıntı bunu temizleyemiyor. Çamuru alacağız ki, akıntı güçlensin!..”

★★★

O anda zihnimde şimşekler çakmaya başlıyor.

-Bedrettin Bey, bu iş taşıma suyla değirmen döndürmeye benziyor. Böyle yapacağınıza Haliç'i doğrudan Karadeniz'e bağlasanız… Maliyeti yüksek olsa da gerçekçi bir çözüm sağlamaz mı? Hem Boğaz ve Marmara da kirlenmemiş olur!..

“Merak etmeyin, bu proje çalışacak! Kuzey'deki kolektörleri tamamlayıp Boğaz suyunu Haliç'e akıttığımızda bu iş tamamdır!..”

★★★

Kiralanan özel bir gemiyle Haliç'in dibinden binlerce ton çamur çıkarılıyor.

Ama yine nafile!.. Haliç'in kara çamuru projeye direniyor!

Bunun da nedeni, dip akıntısının hesaplanmasında yapılan ciddi bir hata!

Uzmanlar, Yenikapı'dan borularla kanaldaki akıntıya pompalanan pisliklerin, hiçbir engele takılmadan Karadeniz'e ulaşacağını hesaplamışlar ama üniversitedeki hesap, Boğaz'a uymamış!

Bu nedenle tam verimli çalışmıyor!..

Yenikapı yönünden akıntıyla birlikte gelen atıkların bir bölümü Karadeniz'e ulaşamadan su üstüne çıkıp tekrar geriye dönüyor.

Böylece Haliç istenilen hızla temizlenmediği gibi, Boğaz ve Marmara da hızla kirleniyor.

Bedrettin Dalan çok uğraştı, kısmen temizledi ama Haliç'i gözlerinin mavisine dönüştüremedi!..

İstanbul'un yağmurları ve taşkınları, önce Alibeyköy ve Kağıthane derelerini, onlarla da Haliç'in zeminini çamurla doldurmaya devam etti. Taşıma çamurla da akıntının sağlanamayacağı ortaya çıktı!..

Haliç'teki çamur adacıkları büyüdükçe büyüdü!

Tayyip Erdoğan da Belediye Başkanlığı döneminde Altın Boynuz'u temizleyebilmek için çok gayret sarf etti. Kuzey Haliç Kolektörleri onun döneminde tamamlandı. Binlerce ton çamur çıkarıldı. Bunlar kurutulduktan sonra Karadeniz kıyısındaki kömür ocağı çukurları dolduruldu.

Son ve en büyük hamle ise Büyükdere'den başlayan ve yerin 30 metre altına kazılan 5 kilometrelik tünelle, Boğaz'ı Haliç'e bağlayan Kadir Topbaş'tan geldi.

★★★

Buna göre Boğaz'ın bol oksijenli suları Haliç'e akacak, böylece sağlanan akıntıyla Haliç, Dalan'ın göz rengi gibi açık mavi olmasa bile, Boğaz mavisine dönüşecekti… Ayrıca Yenikapı'da kaba arıtma yerine, biyolojik arıtma yapılacaktı. Böylece Marmara'nın kirlenmesinin önüne de geçilmiş olacaktı…

★★★

Ama son günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun başlattığı girişimden anlıyoruz ki bu proje de hedeflenen sonucu vermemiş. Çünkü Kağıthane ve Alibeyköy dereleri her yıl Haliç'e 60 bin ton çamur taşıyorlarmış. Öyle ki, son 7 yılda tabandaki çamur miktarı 400 bin tonu bulmuş!..

İmamoğlu yüksek maliyet nedeniyle planlanmasına karşın yatırıma dönüşmeyen biyolojik arıtma istasyonlarının yapımına da hız vermiş!..

★★★

Önceki gün televizyon haberlerinde gördüm. Haliç'te balık avlayan bir yurttaşımızın oltasına 2 metre boyunda bir köpek balığı takılmış. Bu Haliç için sevindirici bir haber. Çünkü köpek balığının gelmesi, oksijenin ve balık çeşitliliğinin çoğaldığını gösteriyor…

★★★

Eğer Haliç kolektörleriyle toplanan atıklar, daha başlangıçta tam biyolojik arıtma sonrasında Boğaz'a pompalanmış ve Marmara'ya akan tüm derelerle denize boşaltılan sanayi atıkları biyolojik arıtmadan geçirilmiş olsalardı, bırakın Haliç'i, Marmara Denizi bile salya kusarak can çekişmeyecek ve Dalan'ın gözleri gibi cam mavisi olacaktı!..


Facebook Twitter Friendfeed