Kanserojen ilaç mağduru Türk insanına da milyar dolarlar ödenecek mi?

26 Haziran 2020 Sözcü

Önceki gün ajanslara bomba gibi bir haber düştü.

Deutsche Welle'de yer alan habere göre; Alman ilaç ve kimya şirketi Bayer, ABD'de yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı iddiasıyla aleyhinde açılan davalardan vazgeçmeleri için, davacıların büyük bölümüyle anlaştı. Bayer'den yapılan açıklamada, 10 milyar 900 milyon dolar ödeme karşılığında 125 bin davanın dörtte üçünün geri çekileceği duyuruldu.

Dava konusu, Bayer'in “Roundup” adlı yabani otla mücadele ilacı. Bu ilaç, dünya genelinde yaygın olarak kullanıldığı gibi Türkiye'de de serbestçe satılıyor.

Bayer, 8 ay kadar önce ilacın asıl üreticisi olan Monsanto'yu 63 milyar dolara bünyesine katmıştı. Dünyanın en büyük GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tohum üreticileri arasında da yer alan Monsanto, aynı ilaç nedeniyle çevreci bir avukatın çabalarıyla ülkemizde dava konusu olmuştu.

İşte o konudaki yazımızın özeti:

★★★

“Ege'nin iki bilinçli çiftçisi, hem GDO'lu tohum, hem de kanserojen olduğu kanıtlanmış zirai mücadele ilaçları üreten dünya devi Monsanto'ya karşı, uluslararası hukuk mücadelesi başlattılar.

Hamza Kural ve Tahsin Sezer adlı üreticiler, Bergama Çevre Platformu aracılığıyla Avukat Senih Özay'a ulaştılar.

Çünkü Senih Özay, öteden beri çevre haklarını savunmakla ünlenmiş bir hukukçuydu.

★★★

Küresel dev Monsanto'nun, kanserojen glifosat içeren ürünlerini ülkemizde rahatça sattığını belirleyen Avukat Senih Özay, ilk olarak Tarım ve Orman Bakanlığı'na başvurdu. Avrupa ve Amerika'da hem şirket, hem de glifosat aleyhine verilen kararları anımsatarak, bakanlığın gıda güvenliği, toplum ve çevre sağlığı adına harekete geçmesini istedi.

Dilekçesinde Anayasa ve yasalardaki hükümler uyarınca “Monsanto'nun üretim çeşitleriyle glifosatlı tarım ilaçlarının lisans ve ruhsatlarının iptal olunarak piyasadan toplatılmasını ve bu maddenin tarım ilaçları üretimiyle zirai mücadelede kullanımının yasaklanmasını” talep etti.

Ancak Bakanlık, başvuruya yasal süre olan 60 gün içinde yanıt vermedi. Bunun üzerine dava açma hakkı doğan Özay, çiftçi Tahsin Sezer ve Hamza Kural adına Ankara İdare Mahkemesi'ne dilekçesini sundu.

Monsanto'nun  kanserojen ürünlerinin reçetesiz olarak serbestçe satıldığı vurgulanan dava dilekçesinde, şu görüşler yer aldı:

“Türkiye'nin de imzaladığı uluslararası Rio Sözleşmesi'nin ihtiyat prensibi, bir faaliyetin çevre açısından olumsuz neticeler doğuracağı konusunda ciddi bir şüphenin var olması halinde bilimsel bir kanıtın ortaya çıkışı beklenmeden önleyici tedbirlerin dikkate alınmasını öngörmektedir. İhtiyat prensibi göz önünde bulundurulmadan tatbik edilecek işlemler, geri dönüşü mümkün olmayan zararların yaşanmasına, tarım ile uğraşan çiftçi yurttaşlarımızın ve dolayısıyla ilaçlanan zirai gıdalarla beslenen yurttaşların sağlık tehdidi altında yaşamasına sebep olacaktır. Yasa ve yönetmeliklere göre bayiler reçetesiz bitki koruma ürünü satamaz, ancak etken maddesi glifosat olan ruhsatlı birçok bitki koruma ürünü, dozaj belirlemesi yapılmaksızın, reçetesiz olarak ve denetimsiz biçimde uygulanmaktadır…”

★★★

Avukat Özay, dünya devlerine karşı sürdürdüğü mücadelesini uluslararası hukuk alanına da taşıdı.

Aralarında bu şirketlerin başkan ve CEO'ları ile zehirli ürünlerin satılmasına göz yuman dünya genelindeki 194 ülke yöneticilerinin “insanlığa karşı suç” işlediklerini ileri sürerek Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvurdu.

★★★

Bilinçli iki Türk çiftçisinin ve doğanın haklarını savunan çevre savaşçısı bir avukatın, Türkiye'de açtığı davanın ilk duruşması, 10 Temmuz günü, Ankara'da yapılacak…


Facebook Twitter Friendfeed