Atatürk istese sultan olabilirdi ama o, Türkiye Cumhuriyeti vizyonunu tercih etti!..

17 Mayıs 2020 Sözcü

“OSMANLI'DA SON FASIL” ADLI KİTABI ÇOK OKUNAN AMERİKALI TARİHÇİ PROF. DR. SEAN MCMEEKIN'DEN ATATÜRK, 19 MAYIS VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞUYLA İLGİLİ ÇARPICI AÇIKLAMALAR:

Sevgili okurlar,

Günümüz Türkiye'sine uzanan yol, 19 Mayıs 1919'da, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başladı. Ancak bu yolun öncesi de vardı. Nasıl gelmiştik 19 Mayıs'a ve sonrasına? Son günlerde popülaritesi giderek artan, 526 sayfalık ama çok sürükleyici bir araştırmacı tarih kitabı olan “The Ottoman Endgame-Osmanlı'da Son Fasıl” adlı eser, Abdülhamit'in tahta çıkışıyla başlayıp, Lozan Anlaşması'yla bitiyor. Stanford ve Berkeley mezunu, Yale, Koç ve Bilkent üniversitelerinde çalışmış, Bard Üniversitesi hocası, tarihçi Profesör Dr. Sean McMeekin'in uzun bir öykü tadında yazdığı kitap sürükleyiciliği nedeniyle hemen okunuyor.

Batı'da yazılmış çoğu benzer kitap, Osmanlı'nın son yılları ve Lozan'a uzanan süreci tek taraflı bir açıdan işlerken, McMeekin, konuları bilimsel bir tutumla eşit ve tarafsız bir anlayışla dile getiriyor. Kitap çok uzun ve kapsamlı. Ancak bu köşe için kendisiyle konuşan Dr. Berna Bridge yaptığı röportajda 19 Mayıs'a gelinen yoldaki Sevr'i, takip eden yıllarda “Ata”mızın liderliğini, Kurtuluş Savaşı ile Lozan Anlaşması bölümlerini ele alabildi.

İşte o röportaj:

★★★

Dr. Berna Bridge:  Sevr Anlaşması'yla ilgili uzun bir bölümünüz var. Kısaca Sevr Anlaşması'nda dikkatinizi çeken ne oldu? Bu süreçte neler yaşandı?

BUGÜNKÜ ORTA DOĞU'NUN SINIRLARI KANLA ÇİZİLDİ

Prof. Sean McMeekin: Haritalar hep ilgimi çekmiştir. 1916'da (Sykes-Picot anlaşması denilen, ama aslında Sazanov-Sykes-Picot anlaşması olan) İtilaf güçleri tarafından hazırlanan 1920'deki Sevr haritalarını özellikle ilginç buldum. Bu haritalar ilginç, çünkü hem önce Rusya, Britanya ve Fransa'nın Osmanlı bölgesindeki tasarımlarını gösteriyor, hem de zamanla nasıl değiştiklerini ve sonra 1922'de İtilaf kuvvetlerinin (özellikle Britanya'nın) Sevr sınırlarını kabul etmeyi reddeden Mustafa Kemal, Türkiye Millet Meclisi ve silahlı kuvvetleri tarafından nasıl dağıtıldığını gösteriyor. Kitaptaki haritalara yakından bakmak önemli çünkü aynı zamanda bu haritalar Sykes-Picot tarafından tanımlanmış olduğu düşünülen Orta Doğu gibi bugün inanılan popüler mitleri ortaya çıkarıyor. Sazanov (Rus Dışişleri Bakanı), Sykes ve Picot'un 1916'da çizdiği sınırların hiçbiri, bugün haritanın üstünde görünmüyor. Sevr sınırları dayanmadı. Yani İtilaf kuvvetlerinin emperyalist tasarımlarını yansıtan toprakları bölme planlarını çizen kartograf ve diplomatları yermek moda olsa da bu kişiler, göründüklerinden daha az etki ettiler. Sonunda şimdiki Orta Doğu'nun sınırları uzak Avrupa kentlerindeki diplomatların elleriyle değil, savaş alanlarındaki orduların kanıyla yaratıldı. 

TÜRKİYE, BAĞIMSIZLIĞINI ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE SAVAŞARAK KAZANDI

Dr. Berna Bridge: İzmir'in işgali, Lozan Anlaşması ve Kurtuluş Savaşı bölümlerinde sizi en çok ne etkiledi?

Prof. Sean McMeekin: Sınırların kanla yaratıldığı temasına devam ederek, beni en çok etkileyen Türkiye Cumhuriyeti veya ABD gibi sağlam, istikrarlı ülkelerin bağımsızlıkları için savaşmış olmalarıdır. Kimse bu ülkelere bağımsızlıklarını vermedi. Diplomasinin önemli olduğu doğrudur. Mustafa Kemal, Türkiye'nin bağımsızlık savaşında zor bir jeopolitik ortamda mücadele etti. Fransa ve İtalya'yı, Britanya ve Yunanistan'la birbirine düşürdü ve Rusya'nın İtilaf kuvvetlerine olan ortak antipatisini kullandı. Benzer bir şekilde, yeni oluşmaya başlayan ABD, 1775-1781 bağımsızlık savaşında Fransa'nın Britanya'ya olan düşmanca tutumundan ve 1756-1763 arasındaki 7 Yıl Savaşı'ndaki kayıplarındaki intikam isteğinden faydalandı. Ancak bu çeşit diplomatik manevralar savaş alanındaki askeri başarılar olmasaydı bir işe yaramazdı. Bu savaş alanındaki başarılar 1923'te Lozan'daki ve 1783'te Paris'teki (ABD bağımsızlığı) barış anlaşmalarına yansıdı.

Dr. Berna Bridge: Kitabınızın birçok yerinde Atatürk'ten söz ediyorsunuz. Atatürk'ü bu kadar farklı, başarılı ve sevilen bir lider yapan özellikleri nedir?

ATATÜRK'ÜN EN ÇARPICI ÖZELLİĞİ AKILCI TUTUMU

Prof. Sean McMeekin: Türkler Atatürk'e savaşlardaki cesurluğu, Kurtuluş Savaşı'ndaki güçlü liderliği ve Türkiye Cumhuriyeti'ni, anayasasını şekillendiren, vizyoner siyasi kararları ile çok saygı duyar ve severler. Bu özelliklerini ben de takdir ediyorum, ama bir tarihçi olarak bana en çarpıcı gelen özelliği Atatürk'ün zaferdeki akılcı ve dengeli tutumu oldu. 1922'deki askeri prestijini kullanıp sultan olmayı istemek yerine, anayasal bir Türkiye Cumhuriyeti vizyonunu öne sürmesi de ayrıca beni çok etkiledi.

Dr. Berna Bridge: 19 Mayıs günü ile ilgili Atatürk hakkında ne söylemeyi istersiniz?

ATATÜRK DEVRİMLERİNE HAYRANLIK DUYUYORUM

Prof. Sean McMeekin: Türklerin Atatürk'ü unutmaları hiç kolay değil ama Atatürk'ün Türkiye'nin cumhuriyetçi yapısı, kadın haklarındaki öncülüğü (artan kadın cinayetleri ve artan çocuk gelinler gibi konular düşünüldüğü zaman) ve laiklik geleneği konusundaki (cemaatlerin siyaset, eğitim ve toplumun her kesimine girmesi gibi konular düşünüldüğünde) mirasının durumunu merak ediyorum bazen. Bu yaptıklarının hepsine hayranlık duyuyorum. Bence Atatürk'ün kariyeri ve başarıları dogmatik olmadan, ama içten gelen bir hayranlıkla hatırlanmalı.

Dr. Berna Bridge: Bugün, 1990'dan başlayan “Arap Baharı” deyimiyle tanımlanan Irak, Suriye, Libya, Tunus gibi ülkelerde olanlar hakkında ne söylemek istersiniz? Orta Doğu'da neler oluyor?

O DEVLETLERİN HİÇBİRİ TÜRKİYE'NİN İSTİKRAR VE KALICILIĞINA ULAŞAMADI

Prof. Sean McMeekin: “Osmanlı'da Son Fasıl'da” da dediğim gibi, “Osmanlı Veraset Savaşı” (1911-1922) dediğim şey, bugüne değin devam ediyor belirli bir ölçüde. Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap çoğunluklu vilayetlerinin yerinde birçok ulus devleti oluştu ama hiçbiri Türkiye Cumhuriyeti'nin istikrarına ve kalıcılığına ulaşamadı. Orta Doğulu insanlar kendi gelecek yollarını çizerken onlara iyilik dilerim ama korkarım o yollar kolay olmayacak.

Dr. Berna Bridge: Bir sonraki kitabınız ne olacak?

Prof. Sean McMeekin: Daha yeni Penguin ve Basic Book'dan yayımlanan “Stalin'in Savaşı: Yeni Bir İkinci Dünya Savaşı Tarihi” (Stalin's War: A New History of World War II) isimli büyük bir kitap yazmayı bitirdim. Aslında uzun yıllardan beri ilk defa Birinci Dünya Savaşı yerine İkinci Dünya Savaşı'yla ilgili yazdım, bir açıdan bu benim için de yeni bir şey. “Osmanlı'da Son Fasıl” ve diğer kitaplarımı okuyanlar için bazı temalar tanıdık gelecektir. Örneğin Türkiye'nin ve Boğazların Rus (Sovyet) dış politikası için önemi, özellikle 1939-41 arasında Stalin, Hitler ile müttefikken ve Sovyet gücünü, etkisini Doğu Avrupa ve Balkanlara yaymaya çalışırken. Bütün öyküyü ele vermek istemiyorum ama 1940'ta Stalin ve Hitler arasındaki kırılmanın ve dolayısıyla 1941'de Hitler'in dönüp Sovyetler Birliği'ne saldırmasının nedeni; Stalin'in Bulgaristan'ı ve Boğazları işgal hakkının bulunduğunu iddia etmesi olduğunu keşfettim.

Dr. Berna Bridge: Bu röportaj için çok teşekkür ederim. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.


Facebook Twitter Friendfeed