Vah, 9 Eylül Üniversitesi, vah!..

20 Kasım 2019 Sözcü

Derslerde ve yazılarında statükoyu, yoz eğitim sistemini, ezberi, kitap okumamayı ve köhne düzeni eleştirdiği için “Ölü Ozanlar Derneği” kitabında olduğu gibi, hep ötekileştirildi…

Ama yılmadı, gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmeleri için her akademik kurulda düşüncelerini özgürce savundu.

Sürekli engellendi, soruşturmalara uğradı ama doğruları söylemekten asla vazgeçmedi.

Sadece geçen yıl, şahitlerini dinlemeye bile gerek görmeden, engizisyon dönemini hatırlatırcasına, apar topar iki defa kademe ilerlemesi cezası verildi.

Sonra kademe durduracak bir şey bulunamayınca, iki kez yarım maaş kesme cezasına uğradı.

Üniversite hukuk müşavirinin “Bu çok ağır bir ceza” demesine, o zamanki rektör yardımcısının -zira sıklıkla rektör yardımcıları değişiyor- “kabul edilemez” bulmasına karşın, cezayı uygulamaktan çekinmediler.

★★★

Başına daha neler geldi neler…

Örneğin; “Derse girmeyen hocalar var” dedi, soruşturma yedi!..

Lisans programındaki tekrar derslerin öğrencilerin motivasyonunu bozduğunu söyledi, yine soruşturma geldi!..

“Birinci sınıf öğrencileri dahil seminer vermeyin, bu ders anlatmamanın kaçak yoludur, onlara kitap okutun” dedi, şak soruşturma kararı verildi!..

Derse girmeden ücret alan, idari görev yaftasıyla ders vermeyenler olduğunu belirtti, haydi bir soruşturma daha açıldı!..

İkinci öğretimde derslerin yapılmadığını söyledi, hatta boş sınıfların fotoğraflarını çekip yayınladı, yine soruşturma başlatıldı!..

“Bu dijital çağda “power point”ten ders vermeyin, öğrencilere karşı gülünç oluyorsunuz. Sizin yansıda gösterdiğiniz her şey öğrencinin akıllı telefonunda var” dediği için hakkında yine soruşturma kararı alındı!..

★★★

Geçen yıl ve bu yıl toplam 6 defa, üniversitesinde konferans vermek için dilekçe yazdı, hepsinde “ret” cevabıyla karşılaştı!..

“Öğrencileri odalarınıza çağırıp saatlerce bölüm öğretim üyeleriyle ilgili yönlendirme ve manipülasyon yapmayın, üniversiteyi ideolojik kamplaşmaların odağı haline getirmeyin” dediği için tu kaka ilan edildi!..

“Üniversitenin temel görevi, bünyesinde manav dükkanı açmak değildir” dediği, insanların keyfi yere doktora jürilerinden çıkarılmaması gerektiğini söylediği için hop, yeni soruşturma başlatıldı!..

★★★

Peki kimdir bu mağduriyetleri yaşayan kişi?

İzmirli yiğit gazeteci Okan Yüksel, onu şöyle anlatıyor:

“Bazı insanları tanımlarken onların isimlerine gerek yoktur. 

Toplumun onlara yakıştırdığı isimler, aslında her şeyin açıklayıcısıdır.

“Hoca” kelimesi belki de o nedenle en çok ona yakışıyor; Oktay Hoca’ya!..

Üniversitelerin iktidarın dümen suyuna girdiği bir dönemde duruşuyla, ilkeleriyle, muhalif tavrıyla otoriter erk odaklarına karşı asla vazgeçmeyen mücadeleci kimliği ile son tahlilde yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle Doç. Dr. Oktay Gökdemir, bir eski zaman şövalyesi, siyah-beyaz masumiyet yıllarının zamanımıza kalan hediyesi gibidir…”

★★★

Oktay Hoca, yıllardır Ahmet Piriştina İzmir Kent Arşivi ve Müzesi’nde (APİKAM) kentin kültür çalışmalarına çok önemli katkılar koydu.

Onlarca kitap yayınladı, bu güzelim liman şehrini anlatan harika belgeseller yaptı.

Benim de spor cildinin yazılmasında katkı koyduğum 10 ciltlik “İzmir Kent Ansiklopedisi” ise evladiyelik bir eser olarak Oktay Gökdemir'in bu şehre kazandırdığı devasa işlerden sadece biri…

★★★

Bu yiğit, şimdi AKP’de yıllarca siyaset yapan rektörün dayatmasıyla 9 Eylül Üniversitesi, Tarih Bölümü’ndeki görevinden atıldı.

Canı kadar sevdiği, iki kızına gösterdiği sevgiyi esirgemediği öğrencilerinden ayrı düşürüldü.

Neden?

Solcu, demokrat, Alevi kimliğinden, Cumhuriyet’e sevdasından, Atatürkçülüğünden!..

★★★

“Bir gün geriye dönüp baktığınızda, mücadele yıllarınız, sizin en güzel zamanlarınız olarak hatırlanacaktır” der, Sigmund Freud…”

Daha ne desin ki, değerli meslektaşım Okan Yüksel?

Bir kenara yazın sevgili okurlarım;

Ölü ozanlar derneği kazanacak, karanlık yenilecek!..


Facebook Twitter Friendfeed