ABD Kongresi Türkiye’ye hasım gibi bakıyor!..

03 Kasım 2019 Sözcü

Tüm öngörüleri doğru çıkan emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ'dan, ABD Temsilciler Meclisi'nin onayladığı sözde Ermeni Soykırımı tasarısıyla ilgili çarpıcı açıklamalar:

Sevgili okurlarım,

ABD Temsilciler Meclisi'nin tarihi gerçekleri çarpıtarak 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlayan karar tasarısını kabul etmesi Türkiye -ABD ilişkilerinde yaşanan krizi daha da derinleştirdi. Son 35 yıldır Türkiye, Temsilciler Meclisi'ne sunulan bu tür tasarıların kabulünü engellemeyi başarmıştı. Ancak içinden geçtiğimiz süreçte ABD Kongresi'ne hakim olan aşırı Türkiye aleyhtarı havanın Ermeni lobilerinin başarısında önemli rol oynadığı anlaşılıyor.

Bu söyleşimizde tüm öngörüleri doğru çıkan emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile sözde Ermeni soykırımı karar tasarısının kabul edilmiş olmasının ne gibi hukuki ve siyasi sonuçlar doğuracağını, ABD Senatosu'nun da onaylama ihtimalinin bulunup bulunmadığını inceleyeceğiz. Ayrıca, bugüne kadar 29 ülke parlamentosunca kabul edilmiş bulunan soykırım iftirasının başka ülkeler tarafından da gündeme getirilmesinin önlenmesi için, ne gibi stratejiler izlenmesi gerektiği üzerinde de duracağız.

★★★

UĞUR DÜNDAR (U.D.): Sayın Elekdağ söyleşimize durum tespiti yaparak başlayalım.

ŞÜKRÜ ELEKDAĞ (Ş.E.): ABD Temsilciler Meclisi'nin, Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Türkiye'ye yaptırımlar uygulanmasını öngören yasa tasarısı ile 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen karar tasarısını birbiri ardına ezici bir çoğunlukla kabul etmesi ve bunu kasıtlı olarak Cumhuriyet Bayramı'nı kutladığımız bir günde gerçekleştirmiş olması, ABD Kongresi'nin Türkiye'ye karşı aşırı hasmane bir gözle baktığını yansıtıyor. 435 üyeli Temsilciler Meclisi'nin yaptırımlara ilişkin yasa tasarısını 16'ya karşı 403 oyla, soykırım iddiasına ilişkin karar tasarısını ise 11'e karşı 405 oyla kabul etmesi, Türkiye'ye karşı hasmane bakışın, hem Demokrat, hem de Cumhuriyetçi milletvekilleri tarafından paylaşıldığını ortaya koyuyor. İlginç olan, karar tasarısının Dış İlişkiler Komisyonu'nda ele alınmadan doğrudan ve alelacele Temsilciler Meclisi genel kuruluna getirilerek görüşülüp oylanmasıdır… Anlaşılan Türk düşmanlığıyla ünlenen Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, tüzük ve usul komitelerinde manipülasyonlara başvurmak suretiyle Dış İlişkiler Komisyonu'nda tartışılmasını engellediği karar tasarısının oylanmasını, Türkiye'nin Cumhuriyet Bayramı'nı kutladığı 29 Ekim gününe denk getirmek istemiş…

TEMSİLCİLER MECLİSİ'NİN KARARI İFTİRADAN İBARET

(U.D.): Bu tutum ayıptan da öteye tam bir rezillik!.. Peki, karar tasarısı hangi gerekçelere dayanıyor?

(Ş.E.): Gerekçeler hukuksal ve tarihsel açılardan tutarsız ve çürük!.. Bir kere karar tasarısı, Birleşmiş Milletler'in (BM) 1948 tarihli “Soykırımın Önlemesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”nin hükümlerini ihlal ediyor. Sözleşmenin 6. maddesi, hangi olayın soykırım olarak tanımlanabileceği yetkisini sadece o olayın cereyan ettiği ülkenin ilgili mahkemesine veya yetkili kılınmış bir uluslararası mahkemeye veriyor. Bu durumda, kendisini yetkili mahkeme yerine koyarak Türklerin soykırım suçu işlediğini iddia eden Temsilciler Meclisi'nin karar tasarısı, hukuken kuru iftira olmaktan başka bir anlam taşımaz. Keza, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Perinçek Davası”nda verdiği kararda, toplumun bir bölümünün, hatta çoğunluğunun, siyasal bağlamda bir eylemi soykırım saymasının, o eylemin hukuken soykırım suçu olduğunu göstermeyeceğini kaydetmiş ve “1915 olaylarının soykırım olduğu hakkında yetkili mahkemece verilen bir karar yoktur” demiştir. Yani Temsilciler Meclisi karar tasarısı, hukuken dayanaksız ve geçersizdir. Tasarıda, tarihi gerçekleri çarpıtan malum Ermeni iddialarına da yer veriliyor. Örneğin, Hitler'e atfedilen ve sahteliği kanıtlanmış olan ifade ile keza güvenilir olmadığı kanıtlanmış olan ABD'nin Osmanlı Elçisi Morgenthau'nun raporları gibi…

TASARI SENATO'DAN GEÇERSE BİZE BÜYÜK ZARAR VERİR

(U.D.): Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bu karar tasarısı için “Türk hükümeti ve halkı nezdinde hiçbir geçerliliği ve hükmü yoktur” dediler. Yani bunun Türkiye'ye vereceği bir zarar yok mu?

(Ş.E.): Olmaz olur mu? Temsilciler Meclisi karar tasarısında ABD yönetiminden şu üç koşulun uygulanması isteniyor: 1) Ermeni soykırımı resmi törenlerle anılacaktır. 2) Yönetim Ermeni soykırımının inkarını öngören talepleri ve her türlü faaliyeti reddedecektir. (Bu koşulla, Türkiye'nin ABD nezdinde Ermeni iddiaları konusunda bir girişimde bulunmasının ve Ermeni tezlerini tartışmaya açacak araştırma ve aktivitelerin önüne bir duvar çekilmek isteniyor.) 3) Yönetim Ermeni soykırımına dair gerçeklerin eğitim yoluyla anlaşılmasını teşvik edecektir. Bu tasarı Senato'dan da geçtiği takdirde resmen “karar” vasfını kazanacaktır. Senato'nun kabul ettiği bu karar yasa gücünde olmasa ve hukuken tavsiye niteliğinde olsa da siyasi baskılar altında kalacak yönetim, kararın öngördüğü koşulları uygulamak zorunda kalacak. Böyle bir gelişme de Türkiye-ABD ilişkilerinin kalıcı olarak zehirlenmesi anlamına gelir. Hiç mübalağa etmiyorum, bu durumun, dış politikamız ve ekonomik ilişkilerimiz üzerinde çok ağır zararlar yaratması kaçınılmaz olur. Özellikle Türk kamuoyunun tarihine sürülmeye yeltenilen bu lekeye göstereceği infial, Türkiye'nin ABD'den ve NATO'dan kopmasına zemin dahi hazırlayabilir.

TRUMP TASARININ SENATO'DA KABULÜNÜ ENGELLEYEBİLİR Mİ?

(U.D.): Trump, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'da Türkiye aleyhine bir karar alınmasını önleyemez mi?

(Ş.E.): Trump'ın bu konuda Türkiye'ye yardımcı olmak istediği anlaşılıyor. Zira, Trump'ın danışmanları, bir ara Ankara üzerindeki baskıyı artırabilmek için Türkiye'nin Ermeni soykırımını tanımakla tehdit edilmesini önermişler, fakat Trump bu öneriye karşı çıkmıştı. (Newsweek, 18 Ekim, 2019) Ancak, Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen tasarı, Senato'ya sevk edilmiş ve “S.R. 150” koduyla yayımlanmış bulunuyor. Senato Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri  Mitch McConnell, “Stratejik öneme sahip NATO müttefikimiz Türkiye'ye karşı duygularımızı değil stratejik çıkarlarımızı dikkate alarak hareket etmeliyiz” diyerek senatörleri Türkiye'ye karşı itidalli davranmaya davet etti. Buna rağmen, Kongre'deki şiddetli Türkiye karşıtlığı nedeniyle Demokrat senatörlerin Temsilciler Meclis karar tasarısını Senato'da onaylatmak için harekete geçmeleri halinde Cumhuriyetçileri yanlarına almaları ihtimali hayli kuvvetli. Bu durumda, azil sürecinin de baskısı altında ezilen Trump'ın istese de bu hamleyi önleyebilmesi mümkün olmayabilir. Bu tehlike mevcuttur.

(U.D.): Peki, Temsilciler Meclisi karar tasarısının Senato tarafından kabul edilmediğini varsayalım. Bu takdirde yine de ülkemiz için zararlı mı?

( ŞE ): Evet ciddi zararları olur!.. Temsilciler Meclisi'nin 405 oyla kabul ettiği karar tasarısına, Kongre'nin bir kanadının aldığı karar gibi bakılır. Meclis'in tutumu, sözde soykırımını tanımaya hazırlanan, fakat Türkiye'nin tepkileri nedeniyle bu adımı atmaya çekinen birçok ülke parlamentosuna örnek teşkil eder. Bu nedenle soykırım kervanına yeni parlamentoların katılması beklenmeli. Soykırım tezini destekleyen parlamentoların sayısındaki artış, Ermenistan'ın “tarihsel açıdan saptanmış vaka” (historically established fact) tezini güçlendirir. Ayrıca, 1915 olaylarında ölen Ermenilerin mirasçılarının Temsilciler Meclisi kararına güvenerek, Türkiye aleyhine yeni tazminat ve emlak davalarını açmaları gündeme gelebilir. Temsilciler Meclisi kararının bir sonucu da Ermeni tarafına Türkiye'ye soykırım suçunu dayatmak hususunda cesaret ve hırs verecek olmasıdır. Bu amaçla Ermenistan ve diaspora, ABD Senatosu'ndan soykırım kararını çıkartmak için tam bir seferberlik ilan edecek, yoğun ve sistematik bir çalışmayla hedeflerine ulaşmaya çalışacaklardır.

KUMPASI BOZMAK İÇİN YENİ STRATEJİ ŞART

(U.D).: Bu durumda Türkiye ne yapmalı?

(Ş.E.): Türkiye'nin bugün karşılaştığı durumun kuşkusuz siyasi nedenleri de var. Ancak bu konuda esas neden Türkiye'nin, fanatik bir dürtüyle ve geniş maddi imkanlardan yararlanarak çalışan Ermeni propagandasına yeterince karşı koyamamış olmasıdır. Türkiye'nin, Ermeni propagandasıyla mücadele etmesi için, etkili, yaratıcı ve bilinçli bir strateji ve bunu uygulayacak iç ve dış yapılanmayı acilen oluşturması zorunludur. Bu konudaki önerim şöyle: Ermeni meselesi, günümüzde tarihsel, hukuksal, siyasal, kamuoyu oluşturulması (public relations) ve eğitsel

(hukukçu yetiştirilmesi ile yabancı dilde yayın yapılması) boyutları olan devasa bir uluslararası ilişkiler sorunu niteliği kazanmıştır. Bu itibarla belirttiğim çalışma alanlarını kapsayan uzun vadeli bir stratejik plan ile bunu uygulayacak iç ve dış kurumsal yapının ortaya çıkarılmasına ihtiyaç vardır.

Bu 5 boyutlu stratejinin oluşturulması ve uygulanması için Türkiye gerekli insan kaynaklarına sahiptir. Bu hususta siyasi irade oluşursa, uzun vadeli bir perspektif bağlamında etkili, sonuç alıcı bir stratejinin uygulanmaması için hiçbir neden yoktur. İç ve dış yapılanma için kayda değer bir kaynak tahsisi gerekecekse de bunun Türkiye açından yatırım/ hasıla oranı gayet yüksek olacaktır. Bu amaçla ortaya çıkarılacak kuruluşun, devletin bir uzantısı olarak görülmeyen bağımsız nitelikte bir vakıf şeklinde statüye sahip kılınması, çalışmalarının akademik özerklik vasfını taşıdığı inancının yaratılması açısından fevkalade önemlidir. Ortaya çıkarılacak kuruluşun ölçeği ile beşeri ve maddi donanımının, artık Türkiye için küresel bir tehdit ve baskı unsuru niteliğini kazanmış bulunan ve dış politikamıza maliyeti çok ağır olan Ermeni sorunu ile orantılı olması zorunludur. 

SİYASİ İRADE DURUMUN VAHAMETİNİ ANLAMAMIŞ

(U.D.): Yani, hükümet bugün karşılaşılan alarm verici durumdan gerekli dersi çıkarmalı ve süratle harekete geçmeli diyorsunuz.

(Ş.E.): Yapılan resmi açıklamalardan durumun vahametinin anlaşılmadığı ve umursamazlığın Türkiye'nin başına ne gibi belalar açacağının farkında olunmadığını görüyorum. Bu bana acı veriyor. Çünkü belirttiğim önerileri yıllar önce Washington'da Büyükelçi olduğum dönemden itibaren yapmaya başladım. Maalesef bir sonuç alamadım. Türkiye, büyük ve güçlü bir devlettir. Hükümet bugün Ermeni sorununda karşılaştığımız vahim durumu isabetle değerlendirir ve gecikmeden,  izah ettiğim formatta bir strateji ve yapılanma oluşturup, ülkemizin beyin gücünden en verimli şekilde yararlandığı takdirde, yapacağı hamlelerle, halen Ermeni tarafının uluslararası alanda eriştiği moral ve siyasi üstünlüğü uzun vadede lehine çevirme şansını yakalayabilir.

(U.D.): Karşılaştığımız bu durumun siyasi nedenleri de olduğunu söylemiştiniz..

(Ş.E.): Türkiye'nin ulusal çıkar merkezli geleneksel dış politikasının terk edilmesi, dış politikanın iç politikaya endekslenerek İslamcı, mezhepçi ve ümmetçi bir eksende yürütülmesi, ülkemizin uluslararası alanda yaşadığı birçok sorunun ana nedenidir. İdeolojik körlüğü nedeniyle ilerisini göremeyen, aklını kullanamayan bir iktidar tarafından yönetiliyoruz. Allah yardımcımız olsun…


Facebook Twitter Friendfeed