Esir düşmektense, kendi topçusunca şehit edilmeyi isteyen asker!..

29 Kasım 2018 Sözcü

1950 yazının 25 Haziran günü…
Kuzey Kore, Güney Kore'ye saldırdı…
Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler'e (BM), savaşı başlatan Kuzey Kore'nin cezalandırılması için çağrıda bulundu.
Böylece Kore'deki savaş, kısa sürede BM savaşı haline geldi. Savaşın devamı boyunca, Güney Kore ordusuna takviyede bulunmak üzere birçok
Batılı ülkenin silahlı kuvvetlerinden birlikler Kore'ye gönderildi…

★★★

Kore savaşının başlamasından bir ay önce Türkiye'de iktidar olan Demokrat Parti (DP) Hükümeti, Meclis'in onayına gerek görmeden Kore'ye, 4500 kişilik bir tugayın gönderilmesine karar verdi.
Böylece Türkiye, ABD'den sonra Kore'ye kara kuvvetleri gönderen ilk devlet oldu!..

★★★

Hatırlatmak gerekir ki; ll. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet lider Stalin, Doğu sınırlarımızda Kars-Ardahan ile Boğazlarda hak iddia ediyordu. Bu durum karşısında Batılı ülkeler Türkiye'ye pek sıcak davranmıyor ve yeni kurulan Kuzey Atlantik Paktı'na (NATO) almıyorlardı. (Savaşa ilk girenlerden olmamıza rağmen, ancak 2 yıl sonra NATO'ya dahil edilebildik.)
29 Kasım 1950'de Kore'ye sevk edilen Türk Tugayı, ilerleyen evrelerde Kunuri başta olmak üzere birçok cephede çarpıştı…

★★★

1951 yılının 22 Nisan'ını 23 Nisan'a bağlayan gece, saat 23:30 sularında, Üsteğmen Mehmet Gönenç yaralı olarak yattığı yerden telsizle topçu taburuna şu mesajı geçti:
‘Dört tarafımız kuşatıldı. Şehidimiz çok. Telsizcimiz de şehit oldu. Koordinatları veriyorum; topçu bataryalarını buraya yönlendirin.'
Topçu irtibat subayı Refik Soykut şaşkındı. Güçlükle, ‘Ama bu sizin şu anda bulunduğunuz yer' diyebildi.
Aldığı yanıt inanılır gibi değildi: ‘Evet, doğru, bilerek söyledim! Çünkü biz düşmana esir olmak istemiyoruz. Bizi onlara teslim etmeyin! Kendi ateşimizle şehit edin! Bu size vasiyetimizdir!..'
Telsiz konuşmalarını Topçu Tabur Komutanı Yarbay Kurtay, Binbaşı Ahsen Soya, Lemi Eralp, Yüzbaşı Alaaddin Haydaroğlu da dinliyordu.
Komuta heyeti ne diyeceğini bilemiyordu. Kısa sürede karar verildi:
Vasiyet yerine getirilecekti!..
Derken tüm toplar ateşlendi. Bataryalar gürlemiyor adeta hıçkırıyordu!..
O gecenin sonunda 5 subay, 3 astsubay ve 58 er şehit düştü. 35 yaralı ve 105 kayıp vardı. Üsteğmen Mehmet Gönenç de şehitler arasındaydı…
Şimdi anısı memleketi Bandırma'da kendi adını taşıyan lisede yaşatılıyor…”

★★★

Beyin ve Sinir Cerrahisi alanında “Hocaların hocası” olarak ünlenen Prof.Dr. Cengiz Kuday'ın bu yazısı, bir gazetede yayınlandıktan birkaç gün sonra, çalıştığı muayenehanenin kapısı çalındı. İçeri yaşlı, hayli ciddi görünümlü ve dimdik duran bir beyefendi girdi. Elinde o gazete vardı. ‘Bu yazıyı siz mi yazdınız' diye sordu. Kuday Hoca ‘Evet, yoksa bir yanlış mı var' dedi.
Yaşlı adam kısık bir sesle ve hüzünle ‘Hayır, yanlış yok ama eksik var' diyebildi yavaşça.
‘Ben o yok olan 9. Bölük'ün komutan vekili, Kıdemli Üsteğmendim. O gece benim Japonya'ya tayinim çıkmıştı. Ne yazık ki arkadaşlarım gibi şehit olamadım!..'

★★★

Hocanın gözleri yaşarmıştı. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Kalkıp, bizim her zaman ve her konuda güvendiğimiz kahraman ordumuzun bu yiğit askerini kucakladı…
Gözyaşları arasında birbirlerine sarıldılar…

★★★

Bugün 29 Kasım…
Kore'ye asker gönderişimizin 68'inci yıldönümü.
Gerek Kore'de, gerekse bu güzel vatan uğruna şehit düşen tüm kahramanlarımızın aziz hatıraları önünde sevgi saygı ve minnetle eğiliyor, onları rahmetle anıyorum.



Facebook Twitter Friendfeed