Öğretmenler Günü ve Uğur Dündar ile Yılmaz Özdil’in öğrencisi!..

24 Kasım 2018 Sözcü

Modern gazeteciliğin babası sayılan İngiliz medya patronu Lord Northcliff;
“Haber, bir yerlerde güç odaklarının -ki bu genellikle siyasi iktidarlardır-üstünü örtmeye çalıştıkları şeydir, bunun dışında kalanlar ise reklamdır” der!..

★★★

Yıllar önceydi…
Gazeteciliğin anayasasındaki 1'inci maddeyi oluşturan bu tanımı dile getirdikten sonra, toplumun gerçekleri öğrenme hakkına hizmet ederken yaşadığım serüvenleri, aldığım tehditleri ve sıyrılmayı başardığım ölüm tehlikelerini anlattığım bir konferansın soru-cevap bölümüne geçmiştik.
Genç bir dinleyici şöyle bir soru yöneltmişti.
“Bir daha dünyaya gelmek mümkün olsa, yeniden bu belaları yaşayacağınızı bile bile yine aynı Uğur Dündar olmak ister miydiniz?”
Hiç düşünmeden cevaplamıştım:
“Bir değil, bin kez dünyaya gelsem, hep aynı Uğur Dündar olmak isterdim… Ayrıca hayat hep bela değil, evimde ödülleri koyacak yer kalmadı!..”

★★★

Aradan birkaç gün geçmişti ki sekreterim Türkan “Uğur abi, konferansta size soru soran genç gelmiş. Mutlaka görüşmek istiyormuş” dedi. “Hemen gelsin” dedim.
Çalıştığım ortamda benimle karşılaştığında en ufak hayal kırıklığı yaşamamasını istediğim konuğumuzu ayakta ve güler yüzle karşılayıp, karşıma oturttum.
Yaşam öyküsünü “Adım Salvo Kohen… Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum” diyerek anlatmaya başladı. İstanbul Ulus'taki Özel Musevi Lisesi'ni bitirmiş. Sonra sözü konferansa getirip “O günden beri gazetecilik rüyalarıma giriyor. Bu mesleği yapmazsam, hayatım boyunca mutlu olamayacağım. Bana bir şans tanımanızı ve hocam olmanızı rica ediyorum. Bir yandan sizin yanınızda televizyon haberciliğini öğrenir, diğer yandan da üniversiteyi bitiririm” dedi.

★★★

Eğer bir genç “Gazetecilik dışında bir başka işle uğraştığım takdirde mutlu olamayacağımı biliyorum. İsterse bana dünyalar kadar para kazandırsın…” diyorsa, o kişinin mesleki yeteneklere sahip bulunması ve bunları iyi bir eğitimle geliştirmesi koşuluyla gazeteci olabileceğine inanırım.
Uzatmayalım, akıcı Türkçe'ye, düzgün fiziğe sahip olan genç Salvo'yu, stajyer olarak işe aldık.

★★★

Daha önce İstanbul ve Marmara üniversitelerinin İletişim fakültelerinde lisans üstü televizyon programcılığı derslerinde hocalık yaparken öğrencilerle paylaştığım notlarımı Salvo'ya da verdim. Ayrıca diğer stajyerlerle birlikte onu da eğitmeye başladım. Neredeyse gece gündüz demeden çalışarak, kısa sürede kendisini sokak röportajları yapabilecek düzeye getirmeyi başardı.
Bir süre sonra da değerli kardeşim Yılmaz Özdil'le yönettiğimiz Star TV Haber Merkezi'nde muhabir kadrosuna geçti.

★★★

Türkiye sevdalısı Salvo, televizyon seyircisi tarafından tanınıp sevildiği gibi, haber merkezimizin de neşesi haline gelmiş, ekranda yıldızlaşan muhabirlerden biri olup çıkmıştı.

★★★

Star TV satılınca, diğer arkadaşları gibi Salvo ile de yollarımız ayrıldı. Gerçi bir süre sonra yine bir özel televizyonda buluştuk ama o maceramız çok kısa sürdü.

★★★

Günün birinde Salvo üzüntülü bir sesle aradı. Adını telaffuz etmeyi zül saydığım malum paçavra, kendisini manşetten hedef göstermiş, ona üzülüyormuş. “Ne yazabilirler ki” diye sorunca, cep telefonundan manşetin görüntüsünü gönderdi. Aynen şöyle yazıyordu:
“Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil'in öğrencisi Yahudi çıktı!..”

★★★

Teselli ettim ama ağlıyordu.
Bu iğrençlik üzerine başka bir şey yazılır mı?..

★★★

Tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun!..


Facebook Twitter Friendfeed