Erken değil süper baskın seçim

20 Nisan 2018 Sözcü

Sevgili okurlarım,
Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçiminin 24 Haziran gibi çok yakın bir tarihe çekilmesi kamuoyunda ‘baskın', ‘süper erken' hatta ‘yıldırım seçim' yorumlarına neden oldu.
Seçimlerin tarihi belirlenirken, giderek güçlenen Meral Akşener ve İYİ Parti'nin engellenmesinin ve muhalefetin hazırlıksız yakalanmasının amaçlandığı öne sürüldü.
İYİ Parti Genel Sekreteri ve Sözcüsü Dr. Aytun Çıray ise röportajımızda partisinin önünde hiçbir engel bulunmadığını söyleyerek zihinlere takılan tüm soruları cevapladı.

* * *

UĞUR DÜNDAR (U.D): Sayın Çıray, Sayın Bahçeli MHP Grubu'ndaki konuşmasında 26 Ağustos 2018 tarihinde erken seçime gidilmesi çağrısında bulundu. Aynı gün Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ise “Bahçeli'yle konuyu yarın görüşeceğiz” dedi. Sizce Sayın Bahçeli bu açıklamayı Sayın Erdoğan'dan habersiz mi yaptı?

AYTUN ÇIRAY (A.Ç): Sayın Dündar, Sayın Bahçeli siyasi hayatının sonuna gelmiş biri olarak Sayın Erdoğan'dan habersiz sinemaya bile gitmez. Her şeyi birlikte plânlıyorlar. Çünkü Tarzanlar zorda! Nitekim Sayın Erdoğan, Bahçeli'nin önerdiği tarihi tam iki ay öne, 24 Haziran 2018'e çekti. Böylece Türkiye bir erken seçim değil, süper baskın seçim sürecine girmiş oldu.

(U.D): Size göre bu süper baskın seçimin başlıca sebepleri nelerdir? Birçokları ilan edilen tarihin İYİ Parti için bıçak sırtı bir tarih olduğunu belirtiyorlar. İYİ Parti'nin seçimlere girmesini engelleyecek sözde bir kanuni kılıf uydurulabilir mi?

ERDOĞAN'I GETİRDİ ŞİMDİ DE GÖTÜRECEK

(A.Ç): Sayın Dündar, Devlet Bahçeli'nin bu tür bir çıkış yapması sürpriz değildir. Çünkü Bahçeli, Tayyip Erdoğan'a ve çocuklarına hakarete varan eleştiriler yaptığı dönemlerde bile, onun için kritik önem taşıyan konularda kolaylaştırıcı rol oynamıştır. 2002'de AKP'nin iktidara gelme sürecini başlatan odur. Bahçeli klasiği denilen ve Türkiye'yi sandığa götüren kararlara bir bakın. Bunların tamamının hiç istisnasız Recep Tayyip Erdoğan'ın ve AKP'nin hedef ve çıkarlarına hizmet ettiğini göreceksiniz. Ama göreceksiniz Sayın Erdoğan'ı getiren Bahçeli şimdi de götürecek.

(U.D): Haksızlık etmiyor musunuz? Muhalefet lideri olarak çok sert eleştirilerde bulundu Sayın Bahçeli…

(A.Ç): Aralardaki çok sert Erdoğan eleştirilerinin tek işlevi var; temiz milliyetçilerin deyim yerindeyse ‘gazlarını almak'.  Ancak bu durum 7 Haziran Genel Seçimleri'nde çok keskin bir şekilde değişti. 7 Haziran gece yarısına doğru AKP'nin tek başına iktidar kuramayacağı anlaşıldı. Hatta AKP'yi dışarıda bırakan birkaç koalisyon hükümeti formülü bile mümkündü. Ancak Bahçeli bu ihtimallerin önünü daha gece yarısında kesti. 1 Kasım 2015 seçimlerinin önünü daha o gece açtı. Erdoğan'a can yeleği attı. Bu tutumunu Erdoğan'a tek adam devletinin kapılarını sonuna kadar açan 16 Nisan 2017 referandumuyla daha da pekiştirdi. Erdoğan da Bahçeli'nin kendisi için oynadığı kolaylaştırıcı rolünü karşılıksız bırakmadı.  O dönemde MHP'de son derece etkili muhalif hareketin lideri Meral Akşener'i yargı kararlarıyla etkisizleştirdi. Kısaca AKP-Bahçeli ilişkisinde, 2002, 2007 ve 2015'de hep tarafların farklı çıkarlarına hizmet eden mutlak işbirliği vardı. Bahçeli klâsiği yani…

BİZ SAYIN ERDOĞAN GİBİ KANDIRILMAYIZ

(U.D): Yani bu süper baskın seçim süreci tarafların her adımını ayrıntılı bir şekilde planladıkları bir stratejinin sonucu mu?

(A.Ç): Kesinlikle! Demokrasi tarihimizin en sinsi danışıklı dövüşünün ürünü. Böylece birkaç hafta öncesine kadar güya muhalefeti rehavete düşürüp gerekli hazırlıkları yapmalarını engellemek için genel seçimlerin ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 3 Kasım 2019'da yapılmasında kararlı oldukları görüntüsü vererek bizi kandırmaya çalıştılar. Biz Erdoğan gibi kandırılmayız? Kanmadık tabii… Bizim aklımızın sadakası onlara yeter. ANAR yöneticisi İbrahim Uslu'nun seçime ‘altlık' çalışmalarını görmemek için aptal olmak gerekirdi.

SÜPER BASKIN SEÇİM BİR BAHÇELİ KLÂSİĞİDİR

(U.D): ‘Bahçeli klâsiği' derken ne demek istediniz? 

(A.Ç): ‘Bahçeli klasiği' denilen şey aslında en gerekli anda Erdoğan'a hizmet edecek kararın alınmasından başka bir şey değildir. Şimdi de öyle oldu: Devlet Bahçeli, “Türkiye mevcut durumu 3 Kasım 2019'a taşıyamaz, hadi tarihimizin önemli zaferlerinin yıldönümünde 26 Ağustos 2018'de erken seçime gidelim” dedi. Erdoğan da dramatik bir edayla bu tarihi daha da öne çekti. Burada da asıl hedef elbette halk desteği bir çığ gibi büyüyen Sayın Meral Akşener ve giderek bir milletin sessiz çığlığı olarak yükselen İYİ Parti'ydi. Zaten medyada kurdukları hegemonya ve diğer iktidar aygıtları vasıtasıyla İYİ Parti'nin seçimlere katılmasına bir şekilde müsaade edilmeyeceği görüşünü işliyorlardı. AKP Genel Başkanı'nın açıkladığı tarih bu kanaatin yaygınlaşmasını amaçlıyordu.

(U.D): Evet, birçok okurumuz bizden bu konunun aydınlatılmasını istedi. Her şeyin İYİ Parti'nin seçimlere girmesini önlemek için yapıldığı kanaati var. Siz bu konuda ne diyorsunuz?

(A.Ç): Gelişmeleri takip edenlerin neredeyse ezici çoğunluğu bu tarihin İYİ Parti'nin seçimlere girmesini önlemeye yönelik olduğu konusunda hemfikir. Konunun YSK tarafından karara bağlanacak olması da ayrı bir mesele. Çünkü 16 Nisan'da referandum sonuçlarına şaibe düşüren tam kanunsuzluk olarak değerlendirilen kararın tek sorumlusunun YSK. Ben bu sorulduğunda şunu söylüyorum; İYİ Parti'nin seçime girmemesi için darbe olması gerekir.

HERKESİN KANDIRDIĞI ERDOĞAN'I BU DEFA DA EŞİM KANDIRDI!

(U.D): Ama siz de salı günü yaptığınız ilk açıklamada, İYİ Parti'nin 28 Haziran'dan itibaren seçimlere girebileceğini açıkladınız. Sonra çarşamba günü siz ve Sayın Akşener 10 Aralık'tan itibaren her türlü kanuni işlemi tamamladığınızı ve 10 Haziran'dan sonra yapılacak her seçime girebileceğinizi söylediniz...

(A.Ç): Bu sorunuz üzerine özgür basının mensuplarından özür dileyerek Türk siyasi tarihine geçecek trajikomik bir olayı nakletmek zorundayım. Sayın Özgür Özel'in, Sayın Bahçeli'nin baskın seçim kararını İYİ Parti'nin seçimlere giremeyeceği tarihe göre hesapladığını açıklaması üzerine seçmenlerimizde bir tereddüt oluştu. Bu konuda endişeleri giderecek bir açıklama yapmak üzere bilgisayarımın başında çalışıyordum. Zaman zaman değerli dostum ve danışmanım Melih Yürüşen'le de telefonda erken seçim tarihinin, İYİ Parti'nin önünü kesecek şekilde baskın seçim tarihine dönüşeceğini konuştuk. Bunun üzerine konuşmalarımıza kulak misafiri olan eşim, “Ben olsam bu açıklamada İYİ Parti'nin seçimlere girme hakkını elde ettiği gerçek tarihi yazmam. Göreceksiniz; açıklamanızda hangi tarihi yazarsanız ortaklar ondan önceki tarihi erken seçim tarihi olarak açıklayacaktır. Hem böylece niyetlerini de test etmiş olursunuz” dedi. Kadınların altıncı hisleri güçlüdür. Bunun üzerine ben de risk aldım ve İYİ Parti'nin 28 Haziran'da seçime girme hakkını kazanacağını açıkladım. Sonucu biliyorsunuz: Süper baskın seçim tarihi 24 Haziran olarak açıklandı. Böylece Saray Koalisyonu'nun Sayın Akşener'den korktuklarını test ettik, ortaya çıkardık. Selmin'e teşekkürler. Çünkü herkesin kandırdığı Erdoğan'ı bu defa da biz kandırdık.

İzmir Milletvekili Aytun Çıray, siyasette yaşanan son gelişmeleri Uğur Dündar'a anlattı.

İzmir Milletvekili Aytun Çıray, siyasette yaşanan son gelişmeleri Uğur Dündar'a anlattı.

(U.D): Peki Sayın Akşener'i seçime sokmama çabasının nedeni nedir?

(A.Ç): Sayın Dündar, Sayın Akşener'i seçime sokmamak gibi bir şansları yok. Çünkü o 100 bin kişinin imzasını alarak seçime girecek. Bunlar İYİ Parti'yi seçime sokmamaya çalışıyorlar. Ama bunu yaparlarsa Sayın Akşener oylarını beşe katlar. Bunlar belki bilmezler ama, Türk Milleti haksızlıklara tahammül etmez. Tarih bunu defalarca göstermiştir.

SARAYIN ANKETLERİNDE AKŞENER BAŞKAN ÇIKIYOR

(U.D): Sayın Akşener'in iktidarda endişe yaratacak kadar güçlü olduğu hakkında dayanağınız var mı?

(A.Ç): Var. Sarayın yaptırdığı anket ve kamuoyu araştırmaları… Bu araştırmaların sonuçları gerçeği olanca açıklığıyla göstermektedir. Sayın Meral Akşener kesinlikle ikinci tura kalıyor ve Sayın Erdoğan Meral Akşener'le birlikte yarıştığında Akşener karşısında kaybedeceğini görmektedir. Bu bilgi ezici bir bilgidir. İşte bundan ötürü medyayı kullanarak İYİ Parti'nin seçimlere katılması konusunda zihinleri bulandırmak istemektedir. Ancak İYİ Parti'nin hukuken seçimlere katılma hakkını elde ettiği gerçeği her türlü tartışmanın ötesindedir.

(U.D): Nasıl? Somut bir hukuki delille açıklar mısınız?

(A.Ç): Şimdi size 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 36. Maddesi'ni okuyacağım. Bu madde yeni kurulan partilerin seçime katılma hakkını nasıl kazanacaklarını belirliyor. Okuyorum: “Siyasi partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında, oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunması şarttır. Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilatlanmayı gerektirir.”

SEÇİME GİREBİLMENİN TÜM ŞARTLARINI YERİNE GETİRDİK

(U.D): Siz bu maddenin koşullarını tamamen yerine getirdiniz mi?

(A.Ç): Kesinlikle! Ne yazık ki pek aldatılmaya yatkın değiliz! Çünkü 16 Nisan referandumu YSK hakkındaki kararımızı en ürkütücü bir şekilde tescil etmişti. Üstelik benim YSK Başkanı'nın FETÖ ile ilişkisi olup olmadığına dair hükümete verdiğim soru önergesi hâlâ cevaplanmadı. İşte bu iki nedenle hızlı ama sağlam adımlarla ilerleme kaydetmek zorunda olduğumuzu biliyorduk. Bu nedenle Genel Başkanımız sürekli, “15 Temmuz'da seçim var” dedi. Tarihte az bir farkla yanılmış diyebilirler. Bu nedenle biz 10 Aralık 2017 tarihinde 1. Olağan Büyük Kurultayımızı yaptık. Kanunda belirtilen örgütlenme şartlarını fazlasıyla yerine getirdik. Bunlar da hem YSK hem de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tescil edilmiştir. Kısaca İYİ Parti, 10 Aralık 2017 tarihinde seçimlere girebilmesi için tüm şartları yerine getirerek 10 Haziran 2018 tarihinden itibaren yapılacak bütün seçimlere katılma hakkını hukuken elde etmiştir.

(U.D): Anayasanın ve kanunların açıkça çiğnendiği veya yok sayıldığı bir vasatta yeterli bir güvence mi bu sizce?

(A.Ç): İşte iyilerin cesurlar hareketi olduğunu o zaman göstereceğiz, ispatlayacağız…

(U.D): Kimileri de İYİ Parti'nin katılmasını hukuku yerle bir ederek engelleseler bile Meral Akşener'in yüz bin imzayla Cumhurbaşkanı adayı olmasını engelleyemezler düşüncesinde teselli buluyorlar.

(A.Ç): Biz iyi Parti milletvekilleri olarak mutlaka Kurucu Meclisimizde olacağız ve Kurucu Meclis'in dinamosu olacağız.

Facebook Twitter Friendfeed