İYİ Parti değişim için umut oldu

25 Mart 2018 Sözcü

“Meral Akşener parti kurmasaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan rakipsizdi” diyen İYİ Parti Genel Sekreteri Dr. Aytun Çıray'dan 1 Nisan Kurultayı öncesinde çarpıcı açıklamalar:

Sevgili okurlarım,

Gündemin sabahtan akşama kadar neredeyse üç kez değişebildiği bir ülkede yaşıyoruz. Örneğin seçim ittifakı ve seçim güvenliği yasaları adeta jet hızıyla, bir gecede Meclis'ten geçirildi. Bu konudaki tartışmalar tüm hızıyla sürerken, Doğan Medya Grubu'nun, Demirören Grubu'na topyekun satıldığı haberi, kamuoyunda büyük şaşkınlık yarattı. Bu gerçekten olağanüstü bir haberdi ve zamanlaması bakımından da aynı ölçüde manidardı.

Bugünkü söyleşimizde İYİ Parti Genel Sekreteri Dr. Aytun Çıray”a hem bu beklenmedik gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini, hem de İYİ Parti Olağanüstü Birinci Kurultayı”nın topluma hangi mesajları vereceğini sordum.

* * *

AYTUN ÇIRAY (A.Ç.): Uğur Bey, 1 Nisan 2018 bizim için tarihi bir anlam taşımaktadır. Çünkü Genel Başkanımız Meral Akşener Hanımefendi o gün yeni ve kurucu bir partinin lideri olarak şu gerçeği gür bir sesle ilan edecek: “Bu kurultay milletimizin yüreğindeki iyiliğin teşkilatlanmasını tamamlamış olmasının mührüdür, müjdesidir. Bu mühürden sonra hiçbir güç İYİ Parti'nin seçimlere girmesini engelleyemeyecektir.” Büyük Kurultay iyilerin zaferinin müjdecisi olacaktır. Çünkü İYİ Parti, AKP iktidarları tarafından 16 yılda yıkılma noktasına getirilmiş Türkiye Cumhuriyeti'nin kaderini değiştirmek için kurulmuştur. İYİ Parti'yi millet tuttu, çünkü değişim için çok sebep var. Korkular yerini umuda ve cesarete bırakmıştır. 1 Nisan Kurultayı'nı sandıklardan taşacak oylarımızın işaret fişeği olarak görüyorum.

YENİ ANAYASAL DEVLET!

UĞUR DÜNDAR (U.D.): Yani İYİ Parti'nin Olağanüstü Kongresi'nde tüm Türkiye'yi heyecanlandıracak mesajlar mı verilecek? Bu doğrultuda yepyeni politikalar mı açıklanacak?

(A.Ç.): Elbette… Öncelikle İYİ Parti Olağanüstü Kurultayı İYİ Parti iktidarının bir manifestosu olacak. Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanlığını devralmasıyla birlikte hayata geçireceğimiz ‘yıkımdan inşaya' politikalarının yol haritasını bu manifestoya dayandıracak..

(U.D.): ‘Yıkımdan inşaya' diyerek neyi kast ediyorsunuz?

(A.Ç.): Devlet dediğiniz nedir Sayın Dündar? Meclis mi? KHK ile Meclis ilga edilmiştir. Asker mi? Polis mi? Bunların içine yerleştirdiğiniz FETÖ hainleri ile önce devletimizin vatansever evlatlarını tasfiye etmişsiniz, sonra da kalanlardan birini diğerinden şüphe eder hale getirmişsiniz. Dışişleri Bakanlığı mı? Nasıl büyükelçiden imam olmazsa, imamdan da büyükelçi olamayacağını gözardı etmişsiniz. Maliye bir kişiye devredilmiş, Sayıştay devre dışı. Anayasa Mahkemesi'ni takan yok, diskur çekiliyor. Ortalıkta kaynağı meçhul dolaşan paralardan söz ediliyor. Hükümet süs bitkisi gibi… Dördüncü kuvvet medyanın hali içler acısı. Tamamına yakınını kontrol ediyorlar, yetmiyor! Hırsız bakan ortalıkta dolaşıyor, ona hırsız diyen gazeteciye FETÖ'cü demeye kalkıyorlar. Say sayabildiğine… Yıkım bu değilse nedir? Türkiye'yi bu yıkımdan yeni, çağdaş bir anayasal devlet inşa ederek kurtaracağız.

GENÇLERİMİZLE ÖVÜNECEĞİZ

(U.D.): Afrin operasyonu ordumuzun zaferiyle sonuçlandı. Genel dış politika çerçevesinde değerlendirildiğinde İYİ Parti olsaydı Suriye konusunda ne yapardı ve ne yapacak?

(A.Ç.): İYİ Parti 2002'den bu yana Türkiye'yi yönetiyor olsaydı, bugün tüm çevremiz ile çıkarlarımıza dayalı dostluğumuzu devam ettiriyor olurduk. Varoluşsal çıkarımız olan Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü muhafaza etmeleri için onlara her türlü desteği verirdik. Canımız Emevi Camii'nde namaz kılmak istediğinde savaşmaya gerek yoktu, ne kadar çok dost ülke olursa o kadar çok camide cuma namazı kılarız. Irak ve Suriye'nin bölünmesi kimin işine yaradı? 4 milyon Suriyeli sığınmacının ülkemize yayılması artık kimin problemi? Uğur Bey, bizim yöneteceğimiz Türkiye'de bir yılda komşularımızla ne kadar dış ticaret yaptığımız konuşulacak. Çünkü Sayın Akşener'in elinde Amerikalıların eline tutuşturduğu BOP çerçevesinde “Yeni Türkiye” projesi yok. Bu nedenle Türkiye'yi biz yönetiyor olsaydık, El Bab, Afrin operasyonlarına neden olacak siyasetleri baştan uygulamazdık. Biz iktidarımızda verilen şehitlerin sayısı ile değil, üreten, iş sahibi, eğitimli, zenginleşen gençlerimizin çokluğuyla övüneceğiz. Kimse bu sözlerimizi çekiştirmeye kalkmasın. Allah razı olsun ordumuzdan, Mehmetçikten… AKP'nin yarattığı beka sorununu kanları pahasına çözmeye çalışıyorlar. Onların sonuna kadar yanlarındayız…

ERKEN İLAN ETTİĞİ İÇİN Mİ?

(U.D.): Neyse ki Mehmetçik Afrin operasyonunu büyük başarıyla bitirdi…

(A.Ç.): Sayın Dündar Suriye'ye operasyon kararı anayasanın emri olarak Meclisimizde bizim de ‘evet' oylarımızla kabul edildi. Sayın Erdoğan bütün milletin arkasında olduğu bu kararı AKP ilçe kongrelerinin konusu yaptı. Operasyonun başlamasından günler öncesinde ‘geldik geliyoruz' diye megafonla ilan etti. O bunu iç politikaya alet edip, sanki kendi kararı ile operasyon yapılıyormuş gibi davranmasaydı, teröristler tedbir alamazlardı. Ardından günlerce ‘Afrin kuşatılıyor' diye ilan ettiler, medya günlerce haber kuşaklarında bunu tekrarladı. Ordumuz Afrin'e girdiğinde 7-8 bin terörist ellerini kollarını sallayarak kaçmışlardı. Hani kuşatmanız? Şimdi bu hainlerin nerede karşımıza çıkıp can yakacakları belli değil. “Sincar'a gideceğiz” diye bağıra çağıra ilan ediyor. Git kardeşim de niye duyuruyorsun? Ya sen bu kadar erken konuştuğun için fazladan şehit verirsek!.. Vicdan nerede?..

(U.D.): Tekrar kurultaya dönersek 1 Nisan'da nelere vurgu yapacaksınız?

(A.Ç.): Kimse endişelenmesin! Biz negatif siyaset peşinde değiliz! Yıkmayı değil, yeniden yapmayı ve inşayı vurgulayacağız. Genel Başkanımız, kucaklayıcı bir umut ve sevgi diliyle örülmüş iyimserlik söylemiyle yeni ufkumuzu çizecek.

KARDEŞLİK ANAYASASI

(U.D.): Bu manifesto için biraz daha ipucu verir misiniz? 

(A.Ç.): Bu ülkenin insanlarını çok böldüler. Bizim bütün kalpleri birleştirecek, hepimize Türkiye Cumhuriyeti'nin onurlu bir vatandaşı olduğumuzu hissettirecek temel bir projemiz var: Mutlak kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve her türlü suistimali önleyecek mekanizmalar ile güçlendirilmiş yeni anayasal parlamenter demokrasiye dayalı bir Cumhuriyet!.. Biz bu hedefimize milletin tümünün kalbi onayını almış yeni bir kardeşlik anayasası ile ulaşacağız. Vatandaşından şüphe eden devlet olmayacak!

(U.D.): Ekonomi ve sosyal politikalar konusunda projeleriniz var mı?

(A.Ç.): Olmaz olur mu? Bunun delili kadrolarımız. Dört büyükelçi, Merkez Bankası Başkanı, Hazine Müsteşarı, bakanlar, deneyimli valiler, belediye başkanları… Genç dinamik bilgisayar mühendisleri, hukukçularımız var. AKP'nin iyi başlayıp kötü götürdüğü sağlık reformları benim başkanlığımda hazırlanmıştı. Ama devlet yoksa, hukuk yoksa, zenginlik de olmaz. Bu olmadan huzur olmaz, adalet olmaz. Bununla eş zamanlı olarak en son teknolojilere dayalı üretim ekonomisi programlarını hayata geçireceğiz. Bizim yöneteceğimiz Türkiye'de gecekondusundan hemen yanındaki plazaya bakarak iç geçiren vatandaşımız olmayacak. Savaşlar yerine, yeniden benim çiftçim, esnafım, işçim, emeklim ve işsiz gençlerimin sorunlarının televizyonlarda özgürce konuşulup, siyasetin çözüm ürettiği bir Türkiye yaratacağız. Herkes hakkaniyet içinde insanca yaşayacak.

04ugurbey-1sonn

İYİ PARTİ OLMASAYDI…

(U.D.): İddialı olmak hiç şüphesiz güzel ve heyecanlandırıcı. Ama birtakım tatsız gerçekler de var. Örneğin gündemden düşürülmeye çalışılan seçim ittifakı ve seçim güvenliği değişikliğine ne diyorsunuz?

(A.Ç.): Bütün bu kanunların sebebi Sayın Akşener ve İYİ Partililer! Bir an için Sayın Akşener'in olmadığı bir Türkiye düşünün Sayın Dündar, Tayyip Bey seçim kampanyasına çıkmadan başkan olurdu. Sayın Akşener'in siyasette olmadığı bir Türkiye'de Tayyip Bey rakipsizdi. Ama biz ortaya çıkınca mecbur kaldılar “Ali Cengiz Oyunları”na başvurmaya!.. Yani “Seçim İttifakı ve Güvenliği Kanunu” olarak bilinen bu kanunun ilk amacı, “Saray Koalisyonu”nun büyük ortağının başını tekrar cumhurbaşkanı yaparken, yüzde üçlerde dolaşan koalisyonun küçük ortağını da Meclis'e sokmak! Peki bu neyi gösteriyor? Aslında birbirlerine en galiz hakaretlerle saldıran “Saray Koalisyonu” üyelerinin zoraki “nişanları” seçimleri kaybetmeden önceki çırpınışlarını gösteriyor. Aksi halde burnundan kıl aldırmayan Sayın Erdoğan bunlara selâm bile vermezdi.

(U.D.): Kanunun bir de seçim güvenliği bölümü var…

(A.Ç.): Seçim Güvenliği Kanunu'nun amacı ise 16 Nisan referandumundaki ve önümüzdeki seçimlerdeki oy hırsızlıklarını ve sorumlularını affetmek ve cesaretlendirmekten ibarettir. Ayrıca milletimize, “Sandığa gitmenize gerek yok, nasıl olsa hile ile biz bu işi bitirdik” havası veriliyor. Hukuk, eşitliği, hakkaniyeti ve adaleti korumak için vardır. Bunlar adaletsizliği kanunlaştırdılar! Hukuksuzluk rejimini pekiştirdiler! Kurduğumuz İYİ Seçim Ofisi ile bütün bu oyunları ibret verici bir şekilde ters teptireceğiz.

BOYKOTU REDDEDİYORUZ

(U.D.): Bazıları boykotu seslendiriyor ve “Bu değişikliklerle seçime girmek, hukuksuz seçimlere ve kazanacağı belli olan tarafa meşruiyet sağlamaktır” diyorlar.

(A.Ç.): Bu görüşü İYİ Parti olarak reddediyoruz. Bizim için siyaset pozitif bir etkinliktir. Bu oyunları milletimizi, halkımızı, toplumumuzu arkanıza alarak bozacağız. Bize güvenin, umutsuzluğa kapılmayın, sandıklardan kaçınmayın. Bu konuda gerekli tedbirleri, diğer muhalefet partileriyle sıkı bir işbirliğine de giderek alacağımızdan hiç kimse şüphe duymasın.

SÖZCÜ SON MEŞRUİYET ALANI

(U.D.): Şüphesiz kulağa hoş geliyor; ama Doğan Medya Grubu, saraya yakınlığı ve ona karşı hassasiyeti ile bilinen Demirören Grubu tarafından satın alındı. Bu satışı nasıl yorumluyorsunuz?

(A.Ç.): Bu satışın zamanlamasına bakıldığında AKP'nin yukarıda anlattığım seçime yönelik hamlelerinden ve değişikliklerden bağımsız olduğunu düşünemeyiz. Bize sınırlı da olsa bir imkan sağlayacak bir medya grubunu sırf Meral Akşener korkusu ile fiilen ortadan kaldırıyorlar. Tabii başka hesaplar da var. Fakat medyayı bu kadar tek sesli kılmak, bekledikleri faydayı sağlamayacak. Aksine tıpkı seçim ve parti yasalarında yapılan değişiklikler gibi ters tepecek. İnsanımızın içinde sakladığı öfke ve hoşnutsuzluğun sandıkta patlamasına büyük katkıda bulunacak. Bir de SÖZCÜ gibi ana akım medyanın yegane varlık alanı haline gelmiş bir gazetenin tirajı patlayacaktır. Bundan Yeni Çağ, Cumhuriyet, Aydınlık, Milli Gazete de pay alacak. Şimdi tek korkuları SÖZCÜ. Ancak burada çok önemli şu gerçeğin altını çizmek istiyorum: SÖZCÜ'nün sözde basın özgürlüğü açısından yönetimin dünya çapında son ve tek meşruiyet kaynağı olduğunu unutmasınlar!..


Facebook Twitter Friendfeed